"Eylül, 2016" kategorisi görüntüleniyor

Vatanı Anlamlandırarak Ve Kutsayarak Yaşatmak

Eyl 11, 2016   //   Yazar: Selçuk AKYÜZ   //   Makalelerim  //  Yorum Yapılmadı

İnsan fıtratındaki özellikler bütününün değişmez bir bileşeni de şudur: İnsan, soyut ya da somut türden herhangi bir objeyi anlamlandırdığı ölçüde önemser; önemsediği ölçüde koruyup gözetir; koruyup gözettiği ölçüde de yaşatır. Kuşkusuz bu durum, her obje için olduğu gibi “vatan” için de sözkonusudur. Bir insanın, “vatanım” dediği ve aidiyet duygusuyla bağlı bulunduğu toprak parçası onun için ne kadar anlamlı ise, o kadar önemlidir ve o insan vatanını ne kadar önemserse, onu o kadar koruyup gözetme çabasında olur; koruma çabası ölçüsünde de onun yaşatılmasına katkı sunar. Bu noktadan hareketle denilebilir ki, sahip olduğu vatanı bölünmez bütünlüğü ile her daim koruyup yaşatmayı temel bir ilke olarak benimseyen ve bu ilkeye sadakatten şartlar ne olursa olsun ayrılmama azminde ve kararlılığında olan bir milletin ihmale gelmez ve öncelikli görevi; vatanının, kendi fertlerinin zihin ve ruh dünyalarında özel bir biçimde anlamlandırılması ve kutsanmasını sağlamak olmalıdır. Aksi takdirde, milletin fertlerinde vatan savunması ve vatanın bölünmez bütünlüğünün korunup yaşatılması için gerekli olan sorumluluk bilincine, ideal duyarlılık ve özveriye rastlamak hayalden öteye geçemez.

Bilinmelidir ki, sahip oldukları vatan toprağına derin ve özel anlamlar atfetme becerisine ve onu kutsama erdemine haiz olmayan milletler, gerek kendi içlerindeki bölücü-ayrılıkçı ihanet odaklarının amansız kalkışmaları, gerekse emperyalist dış güçlerin işgalci ve istilacı saldırıları karşısında vatanlarının bölünmez bütünlüğünü korumaktan ve “işte bu” dedirtecek örnek ve gerçek bir vatan savunması yapmaktan acizdirler. O halde, atalarımızın sayısız çile, sınırsız zahmet ve meşakkatle koruyup yaşatmayı başararak bizlere miras bıraktıkları aziz vatanımızı özel bir biçimde anlamlandırmamızı ve kutsamamızı sağlayacak önlemleri hayata geçirmek, birincil görev ve sorumluluklarımız arasında bulunmalıdır.

Vatanımızın anlamlandırılması ve kutsanmasını sağlayacak başlıca önlemler nelerdir?

Hiç kuşku yok ki, aziz vatanımızın, milletimizin fertlerinde hepsi birbirinden derin ve hepsi birbirinden özel anlamları çağrıştırması ve milletimizin her bir ferdinin vatanımıza kutsallık atfetmesi için gerekli olan en önemli ve en değerli koşul; “milli tarih bilinci” dir. Gerekli önlemlerin alınması ve doğru adımların atılması ile ideal düzeyde bir milli tarih bilincine ulaşacak olan milletimizin, vatanımıza derin ve özel anlamlar atfetmesi, onu kutsaması; dolayısıyla içteki ve dıştaki düşmanlar karşısında övgüye ve takdire şayan bir vatan savunması yapması işten bile değildir. Çünkü, istenilen düzeyde milli tarih bilincine sahip bir Türk evladı, ecdadının bu toprakları kendisine miras bırakmak için bizzat kanlarıyla suladığının; Çanakkale’de, Sakarya’da, Dumlupınar’da onu koruyup yaşatmak uğrunda verdiği destansı mücadelelerin ve yaptığı eşsiz fedakarlıkların farkında ve bilincinde olacaktır.

Ne var ki, ülkemizde milli tarih bilinci oluşturmak için alınan önlemler ve atılan adımlar kesinlikle yeterli değildir. Yalnızca örgün eğitim kurumlarındaki ders çeşitliliğinde Tarih dersine de yer vermekle ve etkisi sınırlı akademik çalışmalarla ihtiyaç duyulan ve istenilen düzeyde bir milli tarih bilinci oluşturmak olanaklı görünmemektedir. Bu konuda yürütülen çalışmalar ve yapılan etkinlikler, Türk milletinin yediden yetmişe tüm fertlerinin, ecdadın tüm dünyayı şaşkına döndüren destansı mücadelelerini ve tarihte eşi görülmemiş fedakarlıklarını, zihinlerinde tüm berraklığıyla canlandırmalarına ve yüreklerinde en etkili biçimde hissetmelerine; dolayısıyla ecdada yeterince vefa ve minnet duyup, onun mirası olan vatanı, onun manevi şahsında derin ve özel bir biçimde anlamlandırmalarına ve kutsamalarına vesile olacak etkiyi gösterememektedir. Bu noktada asıl olan; ecdadın mücadelesinin zihinlerde çok daha berrak biçimde canlandırılmasının ve yüreklerde çok daha etkili, çok daha yoğun biçimde hissedilmesinin sağlanması ise, bunu mümkün kılacak etkinlik ve çalışmalara daha fazla ağırlık verilmesi gerekir. Mesela; okullarımızda yürütülen sosyal etkinlikler kapsamında, ecdadın bizlere miras bırakmak adına bizzat kanlarıyla suladığı; Çanakkale, Sakarya, Dumlupınar vb, yerlere daha fazla gezi düzenlenmeli; buralarda yazılan kahramanlık destanları öğrencilere yerinde aktarılmalıdır. Ayrıca, ecdadın hayranlık uyandırıp gururlandıracak türden savaş deneyimleri, hayattaki yakınlarının aktarımlarına başvurularak gün yüzüne çıkarılmalı; ülke geneline yayılan etkinlikler ve basın-yayın aracılığı ile tüm milletimizle paylaşılmalı; böylece Türk evladının, ecdadına daha fazla vefa ve minnet duyması sağlanmalıdır.

Yakın tarihte ve günümüzde özellikle Ortadoğu ülkelerinde yaşananlar da dahil olmak üzere birçok tarihsel deneyim, hiçbir tartışmaya mahal vermeyecek bir açıklık ve netlikle göstermektedir ki, vatanı işgal edilerek, tüm değerleri ve tüm varlığıyla esir alınan bir millet; dinini özgürce ve hakkıyla yaşamaktan, bayrağını dalgalandırmaktan, canını korumaktan, ırz ve namusuna halel getirtmemekten, malına ve mülküne, maddi kaynaklarına sahip çıkmaktan acizdir. Vatan; dinin, bayrağın, canın, ırz ve namusun, mülkün, kısacası tüm milli ve manevi değer ve hassasiyetlerin, tüm zenginliklerin güvencesidir. İşte bu bilinç, vatanın; milletin varlığı, tüm değerleri ve tüm zenginliklerinin güvencesi olduğu bilinci, hepsi birbirinden etkili ve verimli eğitim ve yetiştirme süreçleriyle milletimizin fertlerine kuvvetli bir biçimde aşılanmalıdır. Bilinmelidir ki, bu hayati bilinçle yetişen bir Türk, vatanına çok daha derin ve özel anlamlar yükleyecek, onu kutsayacak; dolayısıyla, gerektiğinde onu koruyup yaşatmak uğrunda gövdesini siper etmekten, serden geçmekten zerrece kaçınmayacaktır.

Özetlemek gerekirse; Türk milleti olarak, aziz vatanımızı içimizdeki bölücü-ayrılıkçı hainlerin ve küresel emperyalist güçlerin şerrinden koruyup yaşatabilmemiz, onu anlamlandırmamız ve kutsamamızı; bu da sözünü ettiğimiz önlemlerin alınmasıyla, yüksek bir milli tarih bilincine sahip olmamızı ve vatanın; tüm varlığımız, tüm değerlerimiz ve tüm zenginliklerimizin güvencesi olduğu bilincine varmamızı gerektirir.

                                                                                                                                                                  

Selçuk AKYÜZ

(Van. Eylül 2016)

 

 

Cüzdanlar

Eyl 6, 2016   //   Yazar: Selçuk AKYÜZ   //   Şiirlerim  //  Yorum Yapılmadı
Cüzdanlar evlat kanı içip içip şişerken;
Binlerce ana gördüm, yürekleri pişerken! ..
 

Blogum Kategorileri

Popüler Şiirler

Facebook’da Ben!