"Mayıs, 2017" kategorisi görüntüleniyor

Bir Yangın ki,

May 18, 2017   //   Yazar: Selçuk AKYÜZ   //   Şiirlerim  //  Yorum Yapılmadı

Karabağlı mazlumun,

Suriyeli, Türkistanlı mazlumun kalbindeyim…

Yine bütün sözcükler dilini yuttu…

Bir yangın ki, sözcükleri birer birer uyuttu!..

 

Kaynıyor durmadan,

Fokur fokur kaynıyor içimdeki volkan;

Lakin patlayamıyor dilimden, dudağımdan!..

 

Doldukça doluyor,

Şiştikçe şişiyorum!..

Şayet patlamazsa;

Dilimden, dudağımdan bir an önce patlamazsa içimdeki volkan,

Herhalde yutuverir beni kabristan!..

 

Varsın, yutuversin beni kabristan…

Yeter ki, abat olsun Karabağ ve Suriye!..

Yeter ki, azat olsun mazlum Türkistan!..

 

Türk Toplumunda Kültürel Yozlaşma

May 6, 2017   //   Yazar: Selçuk AKYÜZ   //   Makalelerim  //  Yorum Yapılmadı

Birçok Doğu toplumu gibi Türk toplumu olarak biz de kültürel bakımdan yozlaşıyor, son derece elim ve vahim bir biçimde özgün ve özgül kültürel değer ve hassasiyetlerimizden gittikçe uzaklaşıyoruz. Dilimize, dinimize, gelenek ve göreneklerimize, örf ve adetlerimize, kısacası kültürümüzü oluşturan bütün unsurlara her geçen gün biraz daha yabancılaşıyor, onların yerine kültürel dokumuzu oluşturan norm ve değerlerle zerrece uyuşması mümkün olmayan Batı’nın kültürel dinamiklerini ikame ediyoruz. Batı dillerine ait sözcüklerin güzel Türkçemize sızıp onu tahrif etmesine, Batı’daki din algısından ciddi ölçüde etkilenmenin sonucu olarak dinimizin sadece bir “ahlaki değerler manzumesi” şeklinde algılanmasına, gelenek ve göreneklerimizin magazin ve eğlence kültürüne feda edilmesine, ahlaki ilke ve değerler temelinde biçim ve muhteva kazanmış örf ve adetlerimizin yerini alkolizm ve pornografinin, sınır tanımayan edepsizlik ve iffetsizliğin almasına açıkça göz yumuyor ve maalesef bütün bu yaşananları “olağan” ya da “kabul edilebilir” bir süreç şeklinde değerlendirebiliyoruz.

Evet, birçok Doğu toplumu gibi Türk toplumu olarak biz de Batı kültürüne entegre olmada son derece ısrarcı ve inatçı bir tutum içindeyiz. Çünkü, Batı kültürüne hiç de hak etmediği biçimde büyük bir üstünlük atfediyor ve onun karşısında kendi kültürümüzü, bizi biz yapan kültürel değer ve hassasiyetlerimizi aşağılıyoruz. Özgün ve özgül Türk kültürünü hiç tereddüt etmeksizin çağ dışı, ilkel ve benzeri nitelemelerle karalayabiliyoruz.

Türk toplumu olarak Batı kültürüne, o kültürü oluşturan çok çeşitli dinamiklere büyük bir üstünlük atfediyoruz. Çünkü, özellikle bilim ve teknolojide olabildiğince üstün standartları yakalamış olması nedeniyle Batı’yı “üstünlükle” özdeşleştiriyoruz. Batı denilince, kültürü de dahil olmak üzere bütün temel ve tali dinamikleriyle üstün bir gücü anımsamaktan kendimizi alamıyoruz.

Batı kültürünü oluşturan dinamikleri her daim üstün statüde algılayışımız, özellikle bilim ve teknoloji alanlarında üstün standartları yakalamayı başarmış olması nedeniyle Batı’yı her bakımdan üstünlükle özdeşleştirmemize dayalı bir durum olduğuna göre, bilim ve teknolojide kaydadeğer bir ilerleme sağlayamadığımız ve bu alanlarda Batı standartlarını yakalamayı başaramadığımız sürece, Batı’yı tüm yönleriyle üstünlükle özdeşleştirmeye, dolayısıyla Batı kültürüne entegre olmada ısrarcı ve inatçı davranmaya devam edeceğimiz muhakkaktır.

Özetle ifade edecek olursak; Türk toplumu olarak yoğun biçimde yaşadığımız kültürel yozlaşmanın bir an önce önüne geçebilmemiz, Batı kültüründen yüz çevirmemizi; Batı kültüründen yüz çevirmemiz, Batı’yı her bakımdan üstünlükle özdeşleştirme alışkanlığını terk etmemizi; bu alışkanlığı terk etmemiz ise, Batı’nın bilimsel ve teknolojik standartlarını yakalamamızı gerektirmektedir. Aksi takdirde, kendi kültürümüze, bizi biz yapan değerlere Batı kültürü karşısında üstünlük atfedip kararlı biçimde dönüş yapmamız, yani özgün ve özgül Türk kültürünü tüm dinamikleriyle koruyup yaşatmamız son derece güçtür.

Selçuk AKYÜZ

(Van. Mayıs 2017)