"Eylül, 2017" kategorisi görüntüleniyor

Modern Dünyada Toplumsal Dayanışma

Eyl 29, 2017   //   Yazar: Selçuk AKYÜZ   //   Makalelerim  //  Yorum Yapılmadı

İdeal bir toplumsal dayanışmanın bulunmadığı; bireylerin, sosyal çevrenin yardımından mahrum olup, gerek maddi gerekse manevi açıdan yeterince desteklenmediği bir toplum modelinde, ihtiyaç duyulan asayiş ortamının ve arzu edilen huzur ve mutluluk atmosferinin tam anlamıyla tesis edilebilmesi, yani insanca bir yaşam sürmenin koşullarının eksiksiz biçimde oluşturulması kesinlikle olanaklı değildir. Toplumca desteklenmeyip, maddi ve manevi açılardan yapayalnızlığa terk edilmiş olan birey; gündelik ihtiyaçlarını karşılamada yetersiz, hayata dair istek ve beklentilerini gerçekleştirmede aciz, sorun ve açmazlarından kurtulmada çaresizdir. Dolayısıyla, daima huzursuz ve mutsuzdur.

Tartışılamayacak kesinlikte olan şu ki, modern dünyada toplumsal dayanışma, geleneksel toplumlara oranla oldukça zayıftır. Modern dünya insanı, geleneksel toplumlarda konumlanmış bireye kıyasla çok daha yalnız, dolayısıyla çok daha aciz ve çaresizdir. Yalnızlığa itilmişliğin acizliği ve çaresizliği ölçüsünde de huzursuz ve mutsuzdur. Komşusu aç iken tok yatan ruhsuzların, çöp konteynırlarında rızkını arayan fukarayı izlemekle yetinen kalpsizlerin, “bananeci” mantığı ve “neme lazımcı” anlayışı iyiden iyiye benimsemiş olup, mazlum ve mağdura dönüp bakma zahmetinde dahi bulunmayan “sözde” insanların sayısının her geçen gün biraz daha arttığı modern dünya toplumlarında, doğal bir biçimde bireyin yalnızlığı da huzursuzluk ve mutsuzluğu da giderek artmaktadır. Bu durumda, modern dünyada toplumsal dayanışmayı zayıflatıp, bireyi yalnızlaştıran başlıca nedenleri etraflıca sorgulamak büyük önem arz etmektedir.

Herkes tarafından kuşkusuz ve tereddütsüz biçimde kabul edilen şu ki, gerek tarımdaki gerekse endüstrideki makineleşme, bireyci eğilimlerin güçlenmesine, bireyci tutum, eylem ve davranışların artmasına neden olmuş, dolayısıyla modern dünyada toplumsal dayanışmanın zayıflamasında ve bireyin yalnızlaşmasında oldukça büyük bir rol oynamıştır. Evet, makineleşme sürecinin toplumsal dayanışmayı zayıflatıcı ve bireyi yalnızlaştırıcı rolünün büyüklüğü hiçbir biçimde tartışılamaz. Ancak, bireyin modern dünya toplumlarındaki yalnızlığını, sadece tarım ve endüstrideki makineleşmenin yaygınlaşmasıyla açıklamak, ne akıl ve mantıkla, ne de bilimle bağdaşır.

Kesinlikle yadsınamayacak olan hakikat şu ki, modern dünya toplumlarında sevgi ve saygı bağlarının iyiden iyiye zayıflamış olması da en az makineleşme süreci kadar bireyci eğilimleri güçlendirici, bireyci karar ve pratikleri artırıcı role sahiptir. Modern dünya insanı, konumlandığı topluma yeterince sevgi ve saygı duymamakta, dolayısıyla onunla dayanışma içinde olmayı, onu herhangi bir biçimde desteklemeyi ödünsüz bir kararlılıkla reddetmektedir.

Evet, modern dünya insanı, konumlandığı topluma yeterince sevgi ve saygı duymamaktadır; çünkü toplumunu oluşturan bireylerin doğruluğu ve dürüstlüğünden, iyi niyeti ve samimiyetinden, cömertliği ve paylaşımcılığından, fedakarlığı ve diğerkamlığından, kısacası insanlığından emin olamamaktadır. Yani, konumlandığı topluma yeterince güven duymayan, onu ahlaklı ve erdemli bulmayan modern dünya insanı, doğal bir biçimde onu sevmemekte ve ona saygı duymamaktadır.

Kesin bir biçimde ifade etmek gerekir ki, modern dünya, nitelikli bir “insani-ahlaki” eğitime tabi tutulmadığı ve evrensel “insani-ahlaki” norm ve değerleri iyice benimsemediği ve içselleştirmediği sürece, modern dünya insanı birbirinden emin olmamaya, birbirini ahlaktan ve erdemden yoksun olarak algılamaya devam edecektir. Dolayısıyla, bugüne kadar olduğu gibi birbirini sevip saymayacak ve birbiriyle dayanışmaya sıcak bakmayacaktır.

Selçuk AKYÜZ

(Van. Eylül 2017) 

 

Blogum Kategorileri

Popüler Şiirler

Facebook’da Ben!