"Aralık, 2017" kategorisi görüntüleniyor

Boşaldıkça Damarlar

Dec 27, 2017   //   Yazar: Selçuk AKYÜZ   //   Şiirlerim  //  Yorum Yapılmadı

Bir kurşun
Ya da bir şarapnel yarasından
Kimi zaman kızıl,
Kimi zaman da kara cüzdanlara boşalıyor sayısız damar!..
Kızıl
Ve kara cüzdanlar doluyor,
Dolup dolup şişiyor, boşaldıkça damarlar!..
Kızıl
Ve kara cüzdanlarda kan var,
Hem de tomar tomar!..

Vicdanlar Nasıl Olgunlaşır?

Dec 16, 2017   //   Yazar: Selçuk AKYÜZ   //   Makalelerim  //  Yorum Yapılmadı

Kişi, iyi ile kötüyü birbirinden ayırt etme basireti ve ferasetine vicdanı sayesinde sahiptir. Dolayısıyla, kişinin “kötü” olandan kesin bir biçimde yüz çevirip, iradesi ve tercihini “iyi” olandan yana kullanmasını, yani gerçek anlamda “insan” kimliğine kavuşmasını sağlayan “vicdan”dır. Olgun bir vicdandan yoksun olanların, iradeleri ve tercihlerini “iyi” olandan yana kullanabilmeleri, yani salt “biyolojik varlık” olmanın ötesine geçip, gerçek anlamda “insan” kimliğini taşıyabilmeleri kesinlikle olanaklı değildir. Sözün özü; kişi, vicdanı ölçüsünde insan, vicdansızlığı ölçüsünde de gayri insandır. Öyleyse asıl olan, gerekli önlemleri eksiksiz biçimde almak suretiyle vicdanları geliştirip, ideal olgunluğa yükseltmektir.

Hiçbir kuşku ve tereddüt yok ki, vicdanları geliştirip zaman içinde ideal olgunluk düzeyine yükseltecek olan nitelikli bir “insani-ahlaki” eğitimdir. Yani, vicdanlar ancak ve ancak evrensel ve yerel “insani-ahlaki” norm ve değerlere dayalı niteliği tartışılmaz eğitim süreçleriyle gelişip olgunlaşabilir. Aksi takdirde, vicdanların ham ve zayıf kalmaya mahkum ve mecbur olup, kişisel ve toplumsal hayatların asayişi ve sükununu, huzuru ve mutluluğunu, bugünü ve yarınını iyiden iyiye tehdit etmeleri, sadece ve sadece zarar verip, ziyan ettirmeleri kesinlikle kaçınılmazdır. Bu noktada, doğal olarak akıllara şu soru gelebilir: Türkiye de dahil olmak üzere birçok dünya ülkesinin örgün eğitim kurumlarında “insani-ahlaki” eğitim süreçleri bir biçimde işliyor ve öğretim programlarında “insani-ahlaki” eğitime ilişkin konulara da yer veriliyor olmasına rağmen, vicdanlar neden ideal olgunluğa ulaşamamaktadır?

Evet, ülkemiz de dahil olmak üzere birçok dünya ülkesinin örgün eğitim kurumlarında “insani-ahlaki” eğitim süreçleri işliyor olmasına rağmen, vicdanlar ideal olgunluğa ulaşamamakta, ham ve zayıf vicdanlar; yalanı, doğru söze; düzenbazlığı, dürüstlüğe;  cimriliği, cömertliğe; kibiri, tevazuya; tahammülsüzlüğü, hoşgörüye; açgözlülüğü, kanaatkarlığa; bencillik ve çıkarcılığı, fedakarlık ve diğerkamlığa; tembellik ve miskinliği, çalışkanlık ve üretkenliğe; duyarsızlığı, hassasiyete; onursuzluğu, haysiyete; gurursuzluğu, izzete; sahtekarlık ve riyakarlığı, samimiyete; zulüm ve hakareti, adalet ve hakkaniyete; vahşeti, medeniyete; gaddarlığı, merhamete; korkaklığı, cesarete; lakaytlığı, ciddiyete; sabırsızlığı, metanete; kargaşayı, sükunete; kin ve adaveti, barış ve muhabbete; edepsizlik ve küstahlığı, saygı ve hürmete; iffetsizliği, iffete; ihaneti, sadakate; kısacası, etik açıdan “kötü” olanları “iyi” olanlara tercih ettirerek, kişisel ve toplumsal hayatları ciddi anlamda zedelemeye, insanlığın bugününü iyiden iyiye karartıp, yarınını amansız biçimde tehdit etmeye devam etmektedir.

Evet, hiçbir biçimde yadsınamaz olan şu ki, Türkiye de dahil olmak üzere birçok dünya ülkesinin örgün eğitim kurumlarında “insani-ahlaki” eğitime yeterince zaman ayrılmamaktadır. Ayrıca, bu eğitime ilişkin öğretim programlarını oluşturan konular, gerek çeşitlilik, gerekse içerik zenginliği ve etkililik bakımından yetersiz kalmaktadır. Ancak, gerçek şu ki, aralarında Türkiye’nin de bulunduğu sözkonusu dünya ülkelerinde vicdanların yeterince gelişemiyor ve ideal olgunluğa ulaşamıyor olması, yalnızca bu ülkelerin örgün eğitim kurumlarındaki “insani-ahlaki” eğitim süreçlerinin niceliksel ve niteliksel yetersizliğinin bir sonucu değildir. Kesin olan şu ki, bu ülkelerde vicdanların yeterince gelişemiyor ve kaydadeğer bir olgunluğa ulaşamıyor olmasında, örgün eğitim kurumlarındaki “insani-ahlaki” eğitim süreçlerinin niceliksel ve niteliksel yetersizliği ne oranda belirleyiciyse, ebeveynlerin durumu da o oranda belirleyicidir. Çünkü, ebeveynler çocuk yetiştirmede, çocuklarının “insani-ahlaki” eğitiminde son derece bilinçsiz, olabildiğince basiretsizdir. İşte bu noktada asıl olan; konferanslar, sempozyumlar, seminerler vb. etkinliklerle, “insani-ahlaki” norm ve değerlere bağlı çocuk yetiştirmenin incelikleri konusunda ebeveynleri bilinçlendirmektir. Aksi takdirde, ebeveynlerin “insani-ahlaki” değerleri çocuklarına etkili biçimde telkin edebilmeleri mümkün olamayacak, dolayısıyla vicdanların gelişip ideal olgunluğa ulaşmaları hayalden öteye geçemeyecektir.

Özetleyecek olursak; Türkiye’de ve aynı durumda olan diğer dünya ülkelerinde, örgün eğitim kurumlarındaki “insani-ahlaki” eğitim süreçleri niceliksel ve niteliksel açılardan yeterli hale getirilmediği ve ebeveynler “insani-ahlaki” norm ve değerlere bağlı çocuk yetiştirmenin incelikleri konusunda bilinçlendirilmedikleri sürece, vicdanların gelişip ideal olgunluğa ulaşmaları kesinlikle olanaksızdır.

Selçuk AKYÜZ

(Van. Aralık 2017)

 

 

Kış Ortağı

Dec 3, 2017   //   Yazar: Selçuk AKYÜZ   //   Şiirlerim  //  Yorum Yapılmadı

Üşürüm
Ve tir tir titrerim;
Filistin’e yağınca,
Arakan’a, Türkistan’a yağınca kar…
Delik var yüreğimin çatısında ezelden,
Koca bir delik var…

Pencerem

Dec 1, 2017   //   Yazar: Selçuk AKYÜZ   //   Şiirlerim  //  Yorum Yapılmadı

Uzunca bir zamandır;
Yıllardır, onyıllardır bir pencerem,
Değişmeyen bir pencerem var benim…
Sen emin olamayıp kabul etmesen de
Hep inkar etsen de o pencere sende!..

Emin ol sevgili,
Emin ol ki, senden, yüreğinden izliyorum,
Gece gündüz yüreğinden izliyorum dünyayı…
Denizleri, falezleri yüreğinden izliyorum…
Yüreğinden izliyorum yıldızları ve ayı…
Uzundur, denizler ve falezler kara;
Ay bile, yıldızlar bile kapkara!..
Kararıyor, büsbütün kararıyor dünya,
Gömülünce yüreğin karanlıklara!…

Kararsa da bütün denizler ve falezler;
Ay bile kararsa,
Yıldızlar bile kararsa bir bir,
Yüreğin ölene dek penceremdir!..
Hep senden, yüreğinden izliyorum dünyayı,
Ölene dek yüreğinden izleyeceğim…
Hep senden, yüreğinden gözlüyorum ziyayı,
Ölene dek yüreğinden gözleyeceğim…
Bir anlık gafletle sözümden dönersem,
Bedenimi hepten közleyeceğim!..
İnan bana sevgili,
İnan bana bu dünyadan benden önce göçüp gidersen eğer,
En çok, dünyayı yüreğinden izlemeyi
Ve ziyanın yolunu yüreğinden gözlemeyi özleyeceğim!..