"Ocak, 2018" kategorisi görüntüleniyor

Mesleki Başarıya Giden Yol

Oca 28, 2018   //   Yazar: Selçuk AKYÜZ   //   Makalelerim  //  Yorum Yapılmadı

Topluma ve insanlığa faydalı olmak, başarıdan geçer. Kuşkusuz bu durum mesleki alanda da geçerlidir. Kişi, ancak ve ancak mesleki statüsünün gereği olan görev ve sorumlulukları hakkıyla yerine getirmesi, yani mesleğinde kendisinden beklenen başarıyı göstermesi durumunda faydalı olabilir. Mesleki statüsünün gereği olan görev ve sorumlulukları yerine getirme noktasında acziyet ve zafiyet gösterenler, yani mesleğinde kendisinden beklenen başarıyı ortaya koyamayan kifayetsizler, bulundukları statüyü işgal etmeye devam ettikleri sürece, sadece ve sadece zarar verip, ziyan ettirirler. Bu kişiler, toplumların birçok alanda kaydadeğer biçimde ilerleme sağlayıp, gelişmişlik standartlarına entegre olmalarını ve insanlığın, “insan” statüsünde, diğer bir deyişle insanlık onuruna yaraşır biçimde yaşamalarını olanaklı kılacak koşulların oluşturulması süreçlerinde sorun teşkil etmekten, zahmet vermekten başka bir işe yaramazlar.

Tereddütsüz biçimde kabul gören şu ki, mesleki başarı, liyakatin sonucudur. Diplomalı ya da sertifikalı olsa bile, yeterli liyakate sahip olmayan, yani gerekli bilgi ve beceriden, yetenek ve istidattan, birikim ve yetkinlikten büyük ölçüde yoksun olanların, mesleklerini ihtiyaç, talep ve beklentileri tam olarak karşılayacak biçimde icra edebilmeleri, yani mesleklerinde yeterince başarılı olmaları asla ve kat’a mümkün değildir. Böylesi kişiler, toplumların zamanı ve enerjisini, gücü ve kudretini, birikimi ve kazanımlarını, kaynak ve olanaklarını heba eden müsriflerin ta kendileridir.

Liyakatsizlik meselesine dünya ölçeğinde bakıldığında, bu sorunsalın birçok dünya toplumunda mevcut olmakla beraber, Ortadoğu toplumlarında çok daha yaygın ve etkili olduğu gözlenmektedir. Liyakatsiz kişiler, Türk toplumu da dahil olmak üzere birçok Ortadoğu toplumunun öncelikli sorunsalları arasındadır; hatta belki de başat sorunsalıdır. Öyleyse, liyakatsizliği doğuran başlıca koşulları akılcı biçimde sorgulamak son derece önemli ve gerekli olup, ivedilik arz etmektedir.

Kesinlikle inkar edilemez olan gerçek şu ki, mesleki liyakati doğuran “sorumluluk bilinci”dir. Toplumuna ve insanlığa karşı gerçek anlamda sorumluluk bilinci taşımayan meslek sahipleri için, toplumun ve insanlığın ihtiyaç, talep ve beklentilerinin hiçbir önemi yoktur. Onlar için önemli olan; gerekli bilgi ve beceriye, yetenek ve istidada, birikim ve yetkinliğe sahip olup, toplumun ve insanlığın ihtiyaç, talep ve beklentilerini eksiksiz biçimde karşılamak değil, kendi çıkarlarını korumak, herşeye rağmen kendi arzularını doyurmaktır. Sözün özü; toplumuna ve insanlığa karşı sorumsuz olandan, mesleki liyakat hiçbir biçimde beklenemez.

Şundan kesin biçimde emin olmak gerekir ki, toplumuna ve insanlığa karşı yeterince duyarlı olmayanlar, toplumun ve insanlığın bekasını, huzur ve mutluluğunu ilgilendiren meselelerde sorumluluk bilinci taşımazlar. Elbette ki, bu durum meslek sahipleri için de geçerlidir. Yani, toplumuna ve insanlığa karşı duyarsız olan meslek sahipleri, onlara sorumluluk bilinciyle yaklaşma erdemini göstermez, onların ihtiyaç, talep ve beklentilerini önemsemezler. Çünkü, genel anlamda sorumluluk bilincini ortaya çıkaran duyarlılıktır.

Bilinmelidir ki, aralarında Türk toplumunun da bulunduğu birçok Ortadoğu toplumunda, nitelikli bir “insani-ahlaki” eğitim sistemi kurgulanmadığı ve hayata geçirilmediği sürece vicdanlar olgunlaşmayacak, vicdanlar olgunlaşmadığı sürece de bireyleri toplumuna ve insanlığa karşı duyarlı kılmak mümkün olmayacaktır. Yani, bireyleri toplumuna ve insanlığa karşı duyarlı kılabilmek için, vicdanları olgunlaştıracak nitelikte bir “insani-ahlaki” eğitime ihtiyaç vardır. Nitekim, mesleki başarıya giden yol, vicdanları olgunlaştıracak nitelikte bir “insani-ahlaki” eğitimden başlar.

Selçuk AKYÜZ

(Van. Ocak 2018)

 

Bu Gidişle

Oca 14, 2018   //   Yazar: Selçuk AKYÜZ   //   Şiirlerim  //  Yorum Yapılmadı

Suyu yıkamak,
Sabunu sabunlamak,
Tuzu tuzlamak,
İlacı ilaçlamak
Ve ateşi, ateşe vermek gerek diyorsun…
İyi de hangi suyla, hangi sabunla?
Söyle, hangi tuzla, hangi ilaçla?
Hadi söyle bana, hangi ateşle?
İşimiz yaş dostum, bu gidişle!..

Blogum Kategorileri

Popüler Şiirler

Facebook’da Ben!