"Mart, 2018" kategorisi görüntüleniyor

Maddi Paylaşım Kültürünü Yerleştirmek İçin

Mar 31, 2018   //   Yazar: Selçuk AKYÜZ   //   Makalelerim  //  Yorum Yapılmadı

Sapkın eylem ve davranışlar, her zaman ahlaki yozlaşmayla, ahlaki norm ve değerlerden uzaklaşmayla açıklanamaz. Sapkınlık şeklinde nitelenen davranışları, her zaman ahlaki nedenlerle açıklayıp, bu tür davranışları doğuran sosyo-ekonomik durum ve koşulları göz ardı etmek, ne akılcı ne de bilimsel bir tutum olur. Bilinmelidir ki, hırsızlık, gasp, yankesicilik, kapkaççılık, yağmacılık vb. sapkınlıklar, kimi zaman sosyo-ekonomik nedenlerin sonucudur. Yani bu tür sapkınlıklar, her zaman ahlaki yozlaşma temeline dayanmamakta, kimi zaman maddi imkansızlıklar ve yoksunlukların özendirici ya da zorlayıcı etkileri de söz konusu sapkın eylem ve davranışların ortaya çıkmasına neden olabilmektedir. Bunun tartışma götürmez açıklık ve netlikteki kanıtı; doğruluğu ve dürüstlüğü, adaleti ve hakkaniyeti, hüsnüniyeti ve masumiyeti ile tanınıp bilinen, herkesin elinden ve dilinden şeksiz ve şüphesiz biçimde emin olduğu kişilerin de zaman zaman bu tür sapkınlıklara tevessül edebiliyor olmalarıdır.

Evet, maalesef kimi zaman olumsuz sosyo-ekonomik koşulların zorlayıcı etkileri, toplum içinde ahlaki norm ve değerlere sarsılmaz bağlılıkları ile tanınıp bilinen dürüst ve namuslu insanları da hırsızlık, gasp, yankesicilik, kapkaççılık, yağmacılık vb. sapkın eylem ve davranışlara sürükleyebilmekte; doğruluğu ve dürüstlüğünden, iyi niyeti ve masumiyetinden kimsenin şek ve şüphe duymadığı temiz ve namuslu insanlar, zorunluluğun ya da çaresizlik sendromunun son derece elim ve vahim bir sonucu olarak, kendileriyle ilgili toplumsal algıya hiç de uygun olmayan bir biçimde sapkınlığa düşebilmektedir. Bu durumda, şu soruyu gerçekçi biçimde cevaplamak gerekir: Elinden ve dilinden tereddütsüz biçimde emin olunan dürüst ve namuslu insanlara çaresizlik sendromunu ve “çalma zorunluluğunu” yaşatan temel sebep nedir?

Hiçbir biçimde tartışma götürmez olan gerçek şu ki, elinden ve dilinden herkesin tereddütsüz biçimde emin olduğu dürüst ve namuslu insanlara çaresizlik sendromunu ve çalma zorunluluğunu yaşatan temel sebep, maddi paylaşım kültürünün topluma yeterince yerleşmemiş olmasıdır. Bilinen şu ki, maddi paylaşım kültürünün tam anlamıyla yerleştiği toplumsal yapılarda, bireyler ihtiyaç hasıl olduğunda gerekli maddi desteği rahatlıkla alabilmekte, dolayısıyla dürüst ve namuslu insanların kendilerini çaresiz ve çalmak zorunda hissetmelerini gerektirecek amansız koşullar oluşmamaktadır. Öyleyse, toplumlar çaresizlik sendromunun ve zorlayıcı koşulların hazin bir sonucu olarak sapkınlığa düşen dürüst ve namuslu insanları acımasız biçimde kınamak ya da yargılamak yerine, kendini yargılama ve özeleştiri yapma erdemini göstermeli, namuslu insanları sapkınlığa düşüren sosyo-ekonomik koşulların, toplum duyarsızlığı ve sorumsuzluğunun bir sonucu olduğu gerçeğini bir an önce kabul etmelidir. Aksi takdirde, maddi paylaşım kültürünü toplumda yerleşik kılmak mümkün olamayacak, dolayısıyla bireyleri hırsızlık, gasp, yankesicilik, kapkaççılık, yağmacılık vb. sapkın eylem ve davranışlara sürükleyen sosyo-ekonomik koşullar amansız biçimde var olmaya devam edecektir.

Herkesçe bilinen şu ki, maddi paylaşım, cömertliğin sonucudur ve insan ancak cömertliği ölçüsünde maddi paylaşımda bulunur. Cömert olmayan biri, olanakları elverse bile, yeterince ya da olanakları ölçüsünde maddi paylaşımda bulunmaz. Nitekim, günümüz toplumları bunun sayısız örnekleriyle doludur. Servetine paha biçilemeyip, para içinde yüzen niceleri var ki, utanmadan, sıkılmadan kuruşun dahi hesabını yaparlar; bir yoksula ya da bir kimsesize, bir borçluya ya da bir yolda kalmışa, bir evsize ya da bir yurtsuza zerrece yardımda bulunmayı kendileri için zarar ve ziyan şeklinde telakki edip, kesin bir kararlılıkla reddederler. Bu tip insan müsveddelerinin tek bildikleri, alabildiğine servet biriktirmek, hastalıklı bir biçimde para üstüne para, mücevher üstüne mücevher koymaktır.

Evet, maddi paylaşımın, cömertliğin bir sonucu olduğu ve insanın ancak cömertliği ölçüsünde maddi paylaşımda bulunabileceği tartışma götürmez bir realitedir. Dolayısıyla, cömertlik son derece önemli bir değer statüsünde bulunup, toplumsal yaşamın olmazsa olmazları arasındadır. Öyleyse, cömertliğin hangi durum ve koşullarda ortaya çıkabileceğini ya da cömertliğe kaynaklık eden “insani-ahlaki” değerleri akılcı biçimde sorgulamak başlı başına bir gerekliliktir.

Bilinmelidir ki, cömertliğe kaynaklık eden iki temel insani değer vardır: Merhamet ve kanaat.

Kesin bir biçimde emin olunması gereken hakikat şu ki, bir yoksula, bir kimsesize, bir borçluya, bir yolda kalmışa, bir evsize ya da bir vatansıza, yani makus kaderinin tecellisi ile bir şekilde muhtaç duruma düşene merhamet etmeyen; parasını, ekmeğini, elbisesini, kısacası maddi olanaklarını onunla paylaşamaz, yani ona cömertçe muamele edemez. Yine tereddütsüz biçimde kabul edilmesi gereken şu ki, kanaatkar olmayıp, ihtiyaçlarının çok ötesinde maddi olanağa sahip olmak isteyen muhterisler, sadece kendilerine yatırım yapmayı yeğleyip, cömertliği ödünsüzce reddederler.

Hiçbir biçimde yadsınamaz olan gerçek şu ki, merhamet de kanaat da “sevginin” sonucudur. İnsana kin ve nefret besleyip öfke duyan, yani onu sevmeyen, ona merhametle muamele edemez. Aynı şekilde, insanı sevmeyen, onun maddi açıdan mağduriyet ve müşkülat yaşamaması adına kanaatkar olma, yani ihtiyacı oranında maddi olanakla yetinme erdemini gösteremez. O halde asıl olan, devletlerin ilgili kurumları ve sivil toplum kuruluşları öncülüğünde, sevgi tohumlarının toplum bünyesinde yeşerip serpilmesine imkan tanıyacak koşulların oluşturulması yönünde sistemli ve yoğun biçimde çaba harcamaktır. Aksi takdirde, maddi paylaşım kültürüne giden yola giriş yapabilmek mümkün değildir.

Selçuk AKYÜZ

(Van. Mart 2018)

 

İyi ki

Mar 28, 2018   //   Yazar: Selçuk AKYÜZ   //   Şiirlerim  //  Yorum Yapılmadı

Çıkardım
Ve attım paltomu maziye,
Söküp attım potinimin altındaki çivileri,
Gerek yok artık…
Uzundur yağmıyor bembeyaz taşlar,
Sersemleyip de düşmüyorum artık…
Dağ eteklerinde zirveleri gözleme lüzumu duymadan gezinir oldum,
Çatı saçakları altında oturmaya başladım artık…
İyi ki, yüreğinden çekip gitti Aralık…

Yüz Çevirdim

Mar 19, 2018   //   Yazar: Selçuk AKYÜZ   //   Şiirlerim  //  Yorum Yapılmadı

Karabağ’a, Arakan’a yüz çevirdi diye;
Yüz çevirdi diye Filistin’e, Türkistan’a
Ve Bangladeş’e,
Yüz çevirdim güneşe…

Sonsuz Hapis

Mar 9, 2018   //   Yazar: Selçuk AKYÜZ   //   Şiirlerim  //  Yorum Yapılmadı

Ey sevgili, kilitledim gönlüme seni..
Sonrasında yakıp yakıp kül ettim gönlümün anahtarını!..
Uğraşma boşuna;
Dilinle, dudağınla zorlama boşuna gönül kapımı!..
Bir gün son bulacak bir hapse mahkum etmedim seni!..

Blogum Kategorileri

Popüler Şiirler

Facebook’da Ben!